Kuramsal Çıkış Noktası
Bilişsel Yenilenme Metodu (The Cognitive Recovery Method – CRM), öncelikle bir uygulama veya çözümleme tekniği olarak değil, insanı ve varlığı anlamaya yönelik ontolojik bir model olarak ele alınmalıdır.
Metodun uygulama alanında insanların düşünsel, duygusal ve davranışsal süreçlerinde değişimler yaşadıkları; bu değişimlerin bedensel ve hücresel düzeyde de karşılıklarının olabileceği gözlemlenmektedir. Bununla birlikte CRM’nin öncelikli önermesi, bu uygulama sonuçlarından önce, insanın hangi varlık anlayışı içerisinde ele alınması gerektiğine ilişkindir.
İnsan, kendisini meydana getiren varoluşsal bütünlükten bağımsız olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle insanı anlamak için öncelikle varlığı, varlığın meydana geliş düzenini ve insanın bu düzen içerisindeki konumunu açıklayan bir modele ihtiyaç vardır.
Yeni Bir Ontoloji İddiasından Sistematik Bir Ontolojik Modele
Bilişsel Yenilenme Metodunun ortaya koyduğu ontolojik çerçeve, bütünüyle yeni ve tarihsel kaynaklardan bağımsız bir varlık öğretisi olduğu iddiasını taşımaz.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan yaratılış, insan, ruh, nefis, kalp, âlem ve düzenle ilişkili kavramlar; hadis ve kudsî hadisler ile İbn Arabî ve Gazâlî’nin eserlerinde daha geniş ontolojik, kozmolojik ve tasavvufî sistemler içerisinde ele alınmıştır.
Bu düşünce geleneğinde ruh, nefis, kalp, beden, yaratılış, varlık mertebeleri, felekler, menziller, harfler, sayılar ve kozmik düzen gibi çok sayıda kavram farklı bağlamlarda incelenmektedir.
CRM’nin özgünlüğü, bu kavramların ilk defa ortaya konulduğu iddiasında değildir.
Metodun özgün yönü; farklı metinlere ve kavramsal alanlara yayılmış olan bu ontolojik unsurların belirli ilkeler doğrultusunda okunması, ilişkilendirilmesi, sistematize edilmesi ve insanın anlaşılmasında kullanılabilecek bütüncül bir kavramsal modele dönüştürülmesidir.
Kavramsal sentez, sistematik ontolojik modelleme ve ontolojik çerçevenin yeniden yapılandırılması.
Dört Boyutlu Varlık Modeli
Bu sistematizasyon sonucunda CRM, yaratılmış varlığı dört temel boyut üzerinden ele almaktadır:
Buradaki dört boyut yalnızca insan için kullanılan psikolojik veya metaforik kategoriler değildir. CRM açısından bunlar varoluşsal kategorilerdir.
Dolayısıyla model yalnızca insanı değil, yaratılmış varlık alanının tamamını kapsayan bir ontolojik açıklama çerçevesidir.
İnsan bu düzenin içerisindedir.
Evren bu düzenin içerisindedir.
İnsan bedenini meydana getiren hücreler ve varlık sistemindeki her bir zerre de aynı yaratılış düzeninin içerisindedir.
Burada kastedilen, insanın, evrenin, hücrenin veya zerrenin birbirinin aynı olduğu değildir. Her biri kendi varlık mertebesine, suretine, tabiatına ve işlevine sahiptir. Ortak olan, yaratılışlarının temel ontolojik düzenidir.
Dolayısıyla ölçek ve suret değişse de CRM açısından yaratılmış varlık aynı temel düzen içerisinde ele alınır: Ruh – Nefis – Kalp – Beden.
Bu bakımdan CRM’nin temel önermelerinden biri, bütün ile parça arasında aynı ontolojik düzenin farklı ölçeklerde okunabileceğidir.
Evren nasıl bir varlık bütünlüğü ise insan da bir varlık bütünlüğüdür. İnsan bedeni nasıl bir bütünlük ise onu meydana getiren hücresel yapı ve her bir zerre de bu yaratılış düzeninin dışında değildir.
Böylece modelde makrokozmos ile mikrokozmos arasında ontolojik bir süreklilik kabul edilmektedir.
Ruh, Nefis, Kalp ve Beden
Ruh
Varlığın kaynağına ilişkin yönünü ifade eder.
Nefis
Varlığın kendilik ve ayrışma yönünü ifade eder.
Kalp
Ruh ile nefsin birlikteliğinden ortaya çıkan mizaç, tabiat ve yönelim alanını ifade eder.
Beden
Bütün bu ontolojik yapının suret kazanarak maddi düzlemde görünür hâle gelişini ifade eder.
Burada özellikle “kalp” kavramı yalnızca insan bedenindeki fiziksel organ anlamında kullanılmamaktadır. Ontolojik düzlemde kalp, varlığın mizaç ve tabiatını ifade eden daha geniş bir kavramdır.
Aynı şekilde “beden” kavramı da yalnızca insanın biyolojik bedenini ifade etmez.
Beden, daha genel anlamıyla bir varlığın maddi düzlemde kazandığı surettir.
Bu perspektiften bakıldığında maddi evren de görünür bir surettir; insan bedeni de görünür bir surettir. İnsan bedenini meydana getiren hücresel organizasyon ise bu maddi görünürlüğün daha alt ölçeklerinden biridir.
CRM’nin İnsan Modeline Geçişi
Bilişsel Yenilenme Metodunun uygulamaya ilişkin yaklaşımı tam olarak bu ontolojik modelden doğmaktadır.
Eğer insan dört boyutlu bir varlıksa, insanın yaşadığı bir sorun da yalnızca tek bir boyut üzerinden değerlendirilemez.
Bir düşünce yalnızca bilişsel; bir duygu yalnızca psikolojik, bir bedensel belirti yalnızca biyolojik, bir anlam arayışı da yalnızca ruhsal bir olgu olarak birbirinden tamamen bağımsız biçimde ele alınamaz.
Çünkü CRM açısından bunların tamamı aynı varlığın farklı boyutlarında ortaya çıkan tezahürlerdir.
“İnsanın yaşadığı sorun nasıl ortadan kaldırılabilir?”
“Bu sorunu yaşayan insan nasıl bir varlıktır?”
CRM’nin ontolojik modeli öncelikle bu soruya cevap vermeye çalışır.
Bilişsel Yenilenme Metodunun uygulama ve çözümleme süreçleri ise bu ontolojik kabul üzerine inşa edilmektedir.
Dolayısıyla CRM açısından insanın ruhsal, bilişsel, duygusal ve bedensel süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi yalnızca bir uygulama tercihi değil; metodun varlık anlayışının doğal sonucudur.
Bilişsel Yenilenme Metodu, insanın yaşadığı problemi insandan; insanı da içerisinde bulunduğu varlık düzeninden ayırmadan anlamayı esas alır.